Türk ve ABD'li bilim insanlarının ortak çalışmasıyla, vücut hareketi, ısı ve titreşimi enerjiye çevirmede kullanılan malzemeler, saç telinden 5 bin kat incelikte üretildi. Böylelikle kendi enerjisini üreten malzemelerin yolu açıldı
Nanoteknolojiyle geliştirilen “piezoelektrik malzeme”lerle gelecekte hayal gibi gösterilen kendi enerjisini üreten otomobiller ve güdümlü ilaç sistemlerinde yeni çözümler geliştirilmesinin de yolu açıldı. Nanoteknoloji üzerine özgün araştırmaları nedeniyle 1999'da dünyanın en prestijli ödüllerinden Feynman Nanoteknoloji ödülünü alan ve alternatif yakıt teknolojileri üzerinde 20 yıldır ABD ve Türkiye'den pek çok araştırma grubuyla çalışan Teksas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Çağın, piezoelektrik malzemelerin bazı kristal ve seramik materyallerde bulunduğunu ve bu malzemelerin yıllardır elektronik ve mekatronik aygıtlarda yaygın biçimde kullanıldığını anlattı. Bu malzemelere baskı uygulanması ya da esnetilmesi sonucu oluşan kutuplaşma ile kendi enerjilerini üretebileceğini anlatan Çağın, "bu malzemelerin ayrıca ayak ve vücut hareketlerinden elektriğin üretebileceğini ve böylece kendini ısıtan kıyafetlerin yolu açılacak.Yada ısı ve titreşim olarak kaybedilen enerjinin bir bölümünü dönüştürerek kendi enerjisini üreten otomobiller yapılabileceğini, güdümlü nano ilaç taşıyıcı sistemleri ile kendi enerjisini üreten küçük ilaç kapsüllerini ürettikleri enerjiyi kullanarak vucutta istedikleri yere yollayabileceklerini" söyledi.
HAYAL TEKNOLOJİLER 15 YIL SONRA GERÇEKLEŞECEK
Çağın, mekanik enerjiyi kullanılabilir elektrik enerjisine çeviren piezomalzemelerin üretildiği materyallerin kimyasını, alaşımlarını ve nano yapılarını optimize etmeyi hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu: “Özellikle fosil yakıtlara dayanan teknolojilerin yerine koyacağımız yeni enerjileri araştırıyoruz. Çalışmalarımızla zaten kullanılan bu piezoelektrik malzemeleri maksimum verim alacak seviyeye getirdik. Fosil yakıtların yerine sürdürebilir üretim ve yaşam bağlamında kayıp ısıyı kullanılabilir enerjiye dönüştüren termoelektrik sistemler, hidrojen ekonomisinde önemli rol oynayacak yakıt pilleri için hidrojen depolama ve taşıyıcı sistemler, yüksek verimli katalizörler ve membranlar ışık enerjisinin dönüştürülmesinde önemli kazanım sağlayacak nano sistemler yürüttüğümüz araştırmaların odağını oluşturuyor. Bu nano yapılı malzemeler, örneğin bir ilacı taşıyan kapsülün vücudun belirli bir yerine gönderilmesi için etraftaki mekanik enerjiyi kullanmasında nano yapılı jenerator olarak kapsülün yapısında kullanılabilir. Bu nano yapılı piezomalzeme ilaç taşıyıcı kapsülleri güdümleme için gerekli küçücük enerjileri taşıma ortamında var olan salınımlardan kendileri üretebilecek. Bu salt mekanik enerjinin dönüştürülmesiyle sınırlı değil, benzer şekilde atık ısı, güneş enerjisinin dönüştürülmesinde de verimin uygun teknolojik cihazlarla en yükseğe çıkartılması mümkün." Çağın, tüm dönüştürücülerin yüksek teknoloji cihazlarında hali hazırda kullanıldığını, verimin optimize edilmesiyle bunların yakın gelecekte tüketicilerin de kullandığı gündelik aygıtlarda yer bulacağını da kaydederek, “Bunlar şu an hayal gibi, ancak 5-10 sene sonra insanlar bunları sıklıkla kullanabilecekler” diye konuştu. Prof. Dr. Çağın, çalışmalarının uluslararası bilim dergileri Physical Review, Applied Physics Letters, Chemical Physics de yayınlandığını, benzer konularla ilgili patent başvurularının olduğunu da sözlerine ekledi.
Sabahları uyanma problemi mi yaşıyorsunuz? Saat her çaldığında 10
dakika ileri kurmayı alışkanlık haline mi getirdiniz? O zaman ısrarcı
çalar saat Clocky tam size göre.
Eğer çaldığında uyanmazsanız, tekerlekleri sayesinde bulunduğu
yerden atlıyor, saklanacak bir yer arıyor ve bu esnada da çalmaya devam
ediyor. Clocky'yi susturmak için yatağınızdan kalkıp aramanız
gerekiyor. E bu esnada da illa ki ayılıyorsunuz! Bir metre yükseklikten
atlayabilen bu tacizci saat, hem ahşap hem de halı üzerinde rahatlıkla
hareket edebiliyor. Clocky, 49.99 dolara, www.nandahome.com adresinde satılıyor.
Samsun`un Bafra İlçesi Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu`nun Mucit Öğrencilerinin Yaptığı `Seyyar Kuluçka Makinesi`nin İlk Denemesi Sonucunda 5 Civciv Dünyaya Geldi.
Samsun`un Bafra İlçesi Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu`nun Mucit Öğrencilerinin Yaptığı `Seyyar Kuluçka Makinesi`nin İlk Denemesi Sonucunda 5 Civciv Dünyaya Geldi.
Samsun`un Bafra ilçesi Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu`nun mucit öğrencilerinin yaptığı `seyyar kuluçka makinesi`nin ilk denemesi sonucunda 5 civciv dünyaya geldi.
Milli Eğitim Bakanlığı`nın yeni müfredat programına göre öğrenciyi araştırmaya yönelik yeni projeler üretme, yaşayarak, görerek öğrenme amaçlı olarak 2006 yılı Kasım ayında öğrenciler tarafından yapılan `seyyar kuluçka makinesi` 2007 yılının Nisan ayı içerisinde üretim için denendi. 2007 yılı Mayıs ayında ise kuluçka makinesine denenmek için konan 5 yumurtadan 5 civciv dünyaya geldi. Bafra Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu Fen ve Teknoloji dersi öğretmeni Akın Kitapçı liderliğinde 16 öğrenci tarafından
yapılan seyyar kuluçka makinesinde civcivlerin dünyaya gelmesi okul yetkililerini ve öğrencilerini sevince boğdu.
Öğretmen Akın Kitapçı, "Öğrencilerimiz bu projeyle yeni bir canlının dünyaya gelişini görme fırsatı buldu. Canlının oluşumuna ise proje kapsamında çalışan 16 öğrenci yardımcı oldu. Tavuk civcivlerinin üretim günü olan 18 ile 21 günlük çalışma öğrencilere bilim adamının nasıl çalışacağını gösterdi. Bu çalışma, öğrencilerimizin bilimsel çalışmalarında ilk adım olabilir. Öğrencilerimiz bu çalışmayla bir şeyi başarabileceklerine inandılar ve ispatladılar. Seyyar kuluçka makinesini öğrencilerimiz 1 ay
içerisinde yaptı. Bir tavuk en fazla 15 yumurta üzerine kuluçkaya yatabiliyor. Öğrencilerimizin yaptığı kuluçka makinesi ise 30 yumurta kapasiteli, maliyeti de 15 YTL`dir" dedi.
Şu ana kadar verimin yüzde 100 olduğunu vurgulayan projede görevli 6. sınıf öğrencilerden Nurgül Uyar, "Seyyar kuluçka makinesini 16 kişilik bir ekiple yaptık. Bu projeyle civcivlerin doğuşunu yaşayarak görme fırsatı bulduk" diye konuştu.
Akademi dünyasının Oscar'ı olarak nitelendirilen ve 1963 yılından beri
verilen R&D100 (Araştırma ve Geliştirme) ödülü bu yıl bir Türk'ün
oldu.
Araştırma
laboratuarlarında geliştirilen ve çoğunlukla çığır açması beklenen
ürünlere verilen R&D100'ün 2006 yılı ödülüne, geliştirdiği akıllı
helikopter-kamera bilgisayar sistemi ile Türk akademisyen Dr. Fatih
Porikli layık görüldü.
Porikli'nin geliştirdiği akıllı
helikopter-kamera bilgisayar sistemi yeryüzünde istenilen bir noktanın
görüntülü adresini verme özelliğine sahip. Ayrıca akıllı kamera sistemi
tespit edilen bir hedefi takip etme ve canlı olarak görüntü aktarma
özelliğine de sahip.
Dr. Porikli'nin
akıllı kameralarla insan tanıma ve takip etme, havaalanlarında ve
alışveriş yerlerinde terkedilmiş şüpheli paketlerin otomatik olarak
bilgisayarlarca bulunması, akıllı trafik işaretleme sistemleri,
hedefleri kendiliğinden takip eden helikopter gibi projelere yönelik
çalışmaları da devam etmekte.
Başarısı ve aldığı ödül için
Cihan'a konuşan Dr. Porikli, ailesi ve yakın arkadaşlarının kendisine
büyük emekleri geçtiğini ifade etti. Porikli, "İnsanın ilmi henüz bir
hücrenin bile nasıl işlediğini, kulaktan dolma belli başlı kalıp
formüllerin haricinde pek de bir şey bilmiyor" dedi. Kâinat ve hayatın
doğru perspektiften değerlendirerek okunması gerektiğine dikkat çeken
Fatih Porikli, "İnsan ancak o zaman mutlu olur ve hayatın ölümle
sonlanmadığını da ancak o zaman anlar" diye konuştu.
R&D100'ü
alan ilk Türk olan Dr. Porikli, akıllı kamera olarak nitelediği ve
piyasa satış fiyatı 2 milyon dolar olan helikopter-kamera bilgisayar
sisteminin, yolları, binaları, parkları ve çeşitli yapıları otomatik
olarak tanımladığını söyledi. Hâlâ Mitsubishi Electric Research Labs
(MERL)'e laboratuarında çalışan Dr. Poritli, burada güvenlik
sistemleri, tıbbı cihazlar gibi birçok ürünün geliştirmesinden sorumlu.
BİLİM DÜNYASININ OSCAR'I R&D
R&D 100
ödülü ilk kez 1963 yılında verilmeye başlandı. 'Bilimsel Gelişmelerin
Oscar'ları' diye ifade edilen R&D bugüne kadar hâlâ günlük
yaşamımızda kullandığımız buluşlara verildi. Bunlardan bazıları şöyle;
Polacolor film (1963), ATM bankamatikleri (1973), Halojen lamba (1974),
Fax makinesi (1975), LCD ekran (1980), Geniş ekran TV (1998) gibi. Bilim
adamları R&D 100 ödülünü alan buluş için yeni ve çığır açacak
gözüyle bakıyor. Önceki senelerde NASA, MIT, IBM, Lawrence National Lab
(atom bombasının geliştirildiği merkez), Daimler-Chrysler, Intel,
Mitsubishi, Stanford University gibi tanınmış kurumlarda bu ödüle layık
görüldü.
Nobel, teorik alandaki en önemli buluşlara R&D100
ödülü de araştırma ve geliştirme alanındaki en değerli çalışmalara
verilmekte. R&D100'ün hangi buluşa verileceğine karar veren iki
komite bulunuyor. Bunlardan birisi 30'dan fazla bilimsel derginin
oluşturduğu konsorsiyum. Diğeri ise kendi alanlarında söz sahibi olan
100'e yakın bilim adamı. Bu ödüller yılın bilim adamları, yılın
buluşları ve yılın ürünleri olmak üzere 3 ana kategoride toplam 100
adaya verilmekte.
2006 yılı R&D100'ü akıllı kamera sistemi
ile kazanan Dr. Poritli, ödülünü de geçtiğimiz Kasım ayında Chicago'da
düzenlenen törenle almıştı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma
Kurumu�nun (TÜBİTAK) Bilim ve Teknik Dergisine, yanıtlanması istemiyle birbirinden ilginç sorular gönderiliyor...
17 Nisan 2007 Salı
Derginin "www.biltek.tubitak.gov.tr"
adresinden ulaşılabilen internet sitesinin "Merak Ettikleriniz"
bölümüne iletilen sorular, ilginç konulara ilişkin bilgi edinmek
isteyenlerin sayısının hiç de az olmadığını ortaya koyuyor.
Yaşadığı
sağlık sorununa çare, öğretmeninin ödev olarak verdiği soruya cevap
arayan, alışılagelmiş birtakım davranışların nedenini ya da doğruluğunu
yeniden sorgulama gereği duyanlar yanında, "karnının guruldamasının
nedenini", "evde nasıl karınca besleyebileceğini" "köpeklerin
bıyıklarının ne işe yaradığını" merak edenler de soru formu doldurarak
başvuruda bulunuyor.
Sorular ve yanıtların antropoloji,
astronomi, fizik, kimya, satranç, spor, tıp ve zooloji başlıkları
altında gruplandırılarak yayınlandığı sitede, daha önce sorulmuş
soruların yanıtlanmayacağı, iş yükünün fazla olmaması halinde
yöneltilen sorunun cevabının bir hafta içinde sitede yayınlanacağı
duyuruluyor. "Uçan araba merakı''
Siteye
gönderilen sorular ve cevapları, Türklerin meraklarına ilişkin önemli
ip uçları vermekle ve bilinenlerin hatırlanmasını sağlamakla kalmıyor,
zaman zaman tebessüme de neden oluyor.
Sitede, bilimselliği tartışılmayacak konulara ilişkin sorular yanında güldüren, düşündüren ve yaratıcılığın sınırlarını zorlayan sorulara da yer veriliyor.
Siteye gönderilen ve ilgililer tarafından yanıtlanan bazı ilginç sorular şöyle:
-Teknoloji tasarım dersi için uçan araba nasıl yapılır?
-Kedi balıkları ile köpek balıkları arasındaki fark nedir?
-Okul laboratuvarında kurbağa klonlanabilinir mi?
-Gündüz kameraya çekilen güneş akşam bitkiye gösterilerek fotosentez yaptırılabilir mi?
-Damarlarımızın uzunluğu kaç kilometredir?
-Kargaların
ortalama ömrünün yaklaşık 200 yıl olduğunu duydum. Bunu kargalar nasıl
başarıyor? Eğer bu doğruysa her yerde karga olmaz mıydı?
-Balıklar su içerler mi, susarlar mı?
-Kutuplarda yaşayan hayvanların renkleri neden genelde beyaz?
-Karnımın guruldamasını önlemek için ne yapmalı, nasıl beslenmeliyim?
-Ben
sokaktaki karıncaları toplayıp beslemek istiyorum. Karıncaları beslemek
için nasıl bir ortam hazırlamalıyım, ayrıca karıncaları neyle
besleyeceğim?
-Bilimsel olarak sevme olayı nasıl olur ve bu olay neden olur?
-Bir kene ortalama kaç metreküp kan içebilir?
-Benim
sorunum sakalımın çıkmaması. Yüzümü geç jiletlemeye başladım ve
sakallarım çıkmıyor. Sizce bunun doktora gitmeden tedavisi var mı? Bana
verebileceğiniz ilaç var mı? 21 yaşındayım ve sakalım yok bu
psikolojimi bozuyor. Badem yağı sakal çıkarır mı?
-Ben de bir yılan var, daha yavru, neyle beslemem gerekiyor?
-Bir insan 2-3 saat içinde 5 litre bira içebiliyor, aynı sürede 5 litre suyu neden içemiyor?
"Köpek balıkları neden kansere yakalanmaz?''
Siteye
soru gönderenlerden biri "köpek balıklarının neden kansere
yakalanmadığını", bir diğer ziyaretçi ise "çift sarılı yumurtadan çift
civciv çıkıp çıkmayacağını" sordu.
Bu sorular ilgililer
tarafından "Köpek balıkları hastalıklara karşı oldukça dirençliler.
Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bağışıklık sistemine sahip
olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar" ve "Çift sarılı bir
yumurtada yavru gelişimi meydana gelse de yavrulardan biri yaşam
savaşında diğerini yenmekte. Ancak genellikle iki yavru da henüz yumurtadan çıkmadan yaşamlarını yitirmektedir" şeklinde yanıtlandı.
Sitede yayınlanan diğer bazı ilginç sorular da şöyle:
"Neden vücudumuzdaki bazı bölgeler gıdıklanır?
-Hamam böceklerinin üreme dönemleri hangi aydır? Bunları apartmandan temizlemek için ne zaman yumurtladıklarını öğrenmem gerekiyor.
-Benim 2 tane kalıcı dövmem var nişanlandım, evleneceğim. Kocam bu dövmeleri istemiyor, bir şekilde çıkarmam gerekiyor. İzmir�de nerede çıkartabilirim ve fiyatları ne kadar?
-Köpeklerin bıyıkları ne işe yarar? Kesildiği zaman ne olur?
-Hayvanlarda parmak izi var mıdır?
-Neden mavi renk sebze veya meyve yok?
-Zencilerin saçları uzamıyor mu? Böyle bir şey var mı? Nedeni ne?
-Kanalizasyon kapakları neden yuvarlak?
-Eskimolar buzdan evlerini nasıl ısıtıyor?
-Almanya�dan eşim akvaryum balıkları getirmeyi düşünüyor. Balıkların hava alanı kapısında x-ray cihazından geçmesinin sakıncası var mı?
-3 aylık hamileyim, iş yerinde fotokopi çekiyorum bir sakıncası olur mu?
-Anne sütü, annenin göğsünde bozulur mu?
-Balıklar su içer mi? Pullarının bundaki etkisi nedir?
-Kedilerin bıyıkları kesilince dengelerini sağlayamadıklarını duydum. Bunun nedenini öğrenebilir miyim?
-Kafası yamuk olan bir insanın zeka seviyesi diğer insanlara nazaran düşük müdür?
-Köseliğin tedavisi ya da ilacı bulundu mu?
-Hiç su içmeden sadece kola içerek yaşamımıza devam edebilir miyiz?
-Böcekler, sinekler ölünce neden genellikle ters dönüyorlar?
Amerikalı astrobiyologlar, 20 yıl içinde Samanyolu galaksisindeki
diğer güneş sistemlerinde Dünya benzeri gezegenler ve yaşam biçimleri
bulunmasının mümkün olduğunu düşünüyor.
20 Nisan 2007 Cuma
NASA�nın
astrobiyologlarından Margaret Turnbull, "20 yıl içinde Dünya gibi bir
gezegen bulabileceğimizi düşünüyorum. Karaları olan gezegenleri tespit
edebilme teknolojimiz olduğu sürece, ivedilikle ilginç bir şeyler
bulacağız.
Mikrop gibi basit yaşam biçimleri veya bitkiler ya da ilkel hayvanlar bulunabilir" diye konuştu.
Gök
bilimcilerin, 1995�ten bu yana gelişkin teleskopların yardımıyla 200
kadar dışgezegen keşfettiklerini belirten Turnbull, ancak bunların
büyük bölümünün Dünya�nın 4 veya 5 katı büyüklüğünde Jüpiter gibi gaz
devleri olduklarını ve Samanyolu�nun uzak noktalarındaki yıldızların
etrafında döndüklerini söyledi.
Şu an keşfedilmesi için
Dünya�nın ikizi gezegenlerin çok küçük olduğunu kaydeden Turnbull, bu
küçük gezegenlerin çekim güçlerinin etraflarında döndükleri yıldızın
hareketini çok az etkilediğini, bunun da dışgezegenleri tespit etmenin
iki yönteminden birisi olduğunu belirtti.
Margaret
Turnbull, uzak gezegenleri tespit etmek için ikinci yöntemin gezegenin
geçişi sırasında yıldızındaki gölgesini gözlemlemek olduğunu
belirterek, "Avrupa�nın Corot ve NASA�nın Kepler programlarının çok
ilginç şeyler bulma şansı var" dedi.
Aralık�ta fırlatılan
Fransız uydusu Corot, güneş sistemine yakın orta boydaki gezegenleri
bulmaya olanak sağlayacak yıldız fotometri aygıtlarına sahip bulunuyor.
Samanyolu�ndaki
400 milyardan fazla yıldızın 120 binini yakından inceleyebilecek
Corot�a, 2008�de fırlatılacak ve daha hassas cihazlara sahip Amerikan
aracı Kepler destek verecek. Kepler�in fotometrisi, Dünya boyutlarında
bir gezegeni, bir yıldızın önünden birkaç saat içinde geçerken tespit
edebilecek.
Bu arada, karalara sahip bir dışgezegeni
doğrudan gözlemleyebilmek için, yeterli bütçe ayrılırsa 2016�da
fırlatılması öngörülen NASA�nın iki süper teleskoba sahip Terrestrial
Planet Finder (TPF) aracını beklemek gerekecek.
Avrupa Uzay Ajansı da 2015�te Darwin projesini başlatmayı planlıyor.
Uzayda
Dünya benzeri bir gezegen bulmak için tüm çabalara karşın görevin
zorluğuna işaret eden NASA�nın Jet Motorları Ar-Ge Merkezi�nden gök
bilimci John Trauger, "Bu iş tam otomobil farında ateş böceği aramaya
benziyor" dedi.
Ancak, etrafında dönen bir gezegeni ayırt
etmek için yıldızın ışık yansımasını azaltan bir teknik geliştiren
Amerikalı astronom, "Bu teknik şimdiye kadarki uygulamadan en az bin
kez daha etkili" diye konuştu.
Trauger, bu araştırmasını Nature dergisinin 12 Nisan sayısında yayımladı.
Diğer
gök bilimci Margaret Turnbull da incelenecek 120 bin yıldız arasında
güneşe çok benzeyen ve yaşamın bulunabileceği gezegenlere sahip
olabilecek 5 gök cismini özel olarak seçti.
Turnbull, özellikle Samanyolu�nun merkezine yakın Akrep takımyıldızındaki 16 Sco yıldızını örnek gösteriyor.
Adidas, kalp atışı gösterme cihazlarının öncü lideri Polar ile
birlikte, adiStar Fusion ismi verilen entegre bir koşu sistemi sunmaya
başladı. İleri teknoloji bu sistem sayesinde, Polar’ın kalp atışı, hız
ve mesafe ölçen ekipmanı, adidas’ın tekstil ve ayakkabısı ile birleşti.
Ürünlerin, sporcunun bir parçası
haline gelmesine imkân tanıyan bu sistem bir yandan rahatlığı
arttırırken, diğer yandan da kullanımı basitleştiriyor. Entegre sistem,
adiStar Fusion ayakkabı, adiStar Fusion tişört, PolarWearLink göğüs
bandı, Polar S3tm Stride Sensor, ve Polar RS800tm kol saatini içeriyor.
Nasıl çalışıyor?
adiStar Fusion ayakkabının
tabanının ortasında Polar S3tm Stride Sensörler bulunuyor. Koşucunun
hızını, adımlarını ve mesafeyi ölçen bu sensör, tüm bilgileri koşucunun
kolundaki Polar saate aktarıyor.
adidas’ın adiStar Fusion tişörtünde de,tişörte
özel bir şekilde entegre edilen Polar Wear Link tm vericisi yer alıyor.
Böylece kalp atış hızını ölçmek için gerekli ayrı bir göğüs bandı
takmaya gerek kalmıyor.
Ayakkabı
ve tişörtten alınan veriler, koşucunun bileğindeki Polar RS 800 tm
saate gönderiliyor ve gerçek zaman içinde tüm bilgiler kaydediliyor.
Sade bir şekilde ifade etmek gerekirse, ayakkabınız ve kıyafetiniz,
saatinizdeki bilgisayarla konuşuyor.
Antrenman sona erdiğinde
ise, hız, mesafe, adım, kalp atışı gibi tüm bilgiler saatten alınarak
bir bilgisayara yüklenebiliyor. Böylece koşu performansınızı yakından
takip etmeniz ve sonuçları rahatlıkla değerlendirmeniz mümkün oluyor.